KİRİBATİ: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEHDİDİ ALTINDA KOOPERATİFÇİLİK

KİRİBATİ: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEHDİDİ ALTINDA KOOPERATİFÇİLİK

2023-04-29 20:13:45
276 kişi bu haberi okudu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Birleşmiş Milletler Danışmanı olarak görevlendirilen Prof. Hüseyin Polat, Orta Pasifik'te bir ada ülkesi olan Kiribati'de ulusal kooperatifçilik politikasını hazırladı ve bu politikanın uygulanması ile ilgili bir de proje önerisi teklif etti.  Polat'ın, bu süreci anlattığı yazısı, geçtiğimiz günlerde Sosyal Ekonomi bloğunda yayımlandı. Aşağıdaki yazı, kooperatiflerin iklim değişikliği ile mücadelede oynayabilecekleri rolü de anlatması bakımından ilginç bulunabilir.

 

 

 

 

KİRİBATİ:

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEHDİDİ ALTINDA

KOOPERATİFÇİLİK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kiribati (Kiribas okunur), iklim değişikliğine karşı dünyanın en savunmasız ülkelerinden biri. Ülke toprakları pek çok yerde deniz seviyesinde olduğundan denizin çok az yükselmesi bile tahribata neden olmakta. Aşırı hava olayları, yıllık ve mevsimsel sıcaklıklardaki artışlar ve yağış modellerindeki değişiklikler; iklim değişikliğinin Kiribati’de hâlihazırda gözlemlenmiş olan etkilerinden bazıları. Tüm küresel iklim politikası hedeflerinin karşılandığını varsayarsak bile, Kiribati’nin 2100 yılına kadar muhtemelen yaşanamaz durumda olacağından endişe ediliyor. İklim değişikliği konusunda hiçbir şey yapılmaması durumunda da Kiribati’nin tamamen ortadan kaybolabileceği ve Pasifik Okyanusu’na batabileceğinden korkuluyor. Tek başına deniz seviyesinin yükselmesinin bile Kiribati için varoluşsal bir tehdit olduğu kabul ediliyor. Bu nedenle de başta Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler olmak üzere AB ülkeleri, Avustralya, Japonya ve ABD gibi ülkeler çeşitli projeler yolu ile iklim değişikliğinin gelmekte olan tehlikelerinden Kiribati halkının etkilenmemesi için çaba gösteriyorlar.

 

Bana, “Kiribati nerededir” diye soruyorsunuzdur muhtemelen. Zira bu görev verilinceye kadar ben de nerede olduğunu bilmiyordum. Kiribati, Avustralya’nın doğusunda, Ekvator çizgisi üzerinde, Orta Pasifik’te bir ada ülkesidir. Türkiye ile arası (kuş uçuşu) yaklaşık 15.300 km’dir. Haritada Papua Yeni Gine, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı gözünüzün önüne getirin. Bu ada ülkelerinin kuzey doğusunda, Havai adalarına doğru, Pasifik Okyanusu’nun merkezinde ve Ekvator’un kuzey ve güneyine serpiştirilmiş gibi duran 32 mercan adası ve bir yükseltilmiş kireçtaşı adasından oluşan bir ülkedir Kiribati. 124.000 kişiden oluşan nüfusunun yüzde 50’si başkent Tarawa’da yaşamaktadır. Gilbert, Phoenix ve Line grubu adalarından oluşan Kiribati toplam 811 kilometrekarelik (km2) kara alanına sahip olup, yaklaşık 3,6 milyon km2’lik geniş bir ekonomik deniz havzası bölgesi oluşturmaktadır. Aşağıdaki haritada da görüldüğü gibi, ada grupları arasındaki mesafe bazen yüzlerce, hatta binlerce kilometreyi bulmaktadır. (Örneğin, nüfusu az ancak Kiribati’nin en büyük mercan adası olan Kiritimati adasının Tarawa’ya uzaklığı 3.301 km’dir.)

 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

İşte böyle bir ülkede Birleşmiş Milletler beni kooperatifçiliğin nasıl geliştirilebileceğine dair bir rapor hazırlamakla görevlendirdi. Bu yazı, dört ay süreli bu serüvenin nasıl başladığı ve nasıl sonuçlandırıldığını anlatmak için kaleme alındı. Yazının bir diğer amacı da iklim değişikliğinin yarattığı böyle olumsuz koşullarda bile kooperatifçiliğe neden ihtiyaç duyulduğunu ve kooperatiflerin neler yapabileceklerini anlatmaktır.

 

Kiribati, 1979 yılında İngiltere’den bağımsızlığını elde etmiş Orta Pasifik Okyanusundaki Mikronezya adalar grubu içerisinde 32 mercan adasından müteşekkil bir ülke. Kooperatifçilik sömürge döneminde başlamış. Ülke bağımsızlığını elde ettikten sonraki ilk projelerden birisi 1980 yılında kooperatifçiliği geliştirme konusunda uygulanmış. Bu ILO projesi, ülkede bulunan kopra (hindistancevizi) kooperatiflerini geliştirmeyi amaçlamış. Sömürge döneminin sona ermesinden 40 yıl sonra bile ülkede hâlâ kooperatifçilik konusunda sömürge döneminin yasaları uygulanıyor.

 

Geçtiğimiz yıl temmuz ayında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) benden Kiribati Hükümetine ulusal kooperatif politikası oluşturulması konusunda yardımcı olmamı istedi. İş tanımına göre dört ay süreli bu görev kısmen Kiribati’de, kısmen de evde yapılacaktı. Ancak ülkenin yaygın biçimde görülen Covid-19 salgını nedeni ile sınırlarını yabancıların girişine kapalı tutmasından dolayı görevi oturduğum yerde, masabaşı bir çalışma ile tamamlamam gerekti. O nedenle de internette bulduğum elektronik dosyaları inceleyerek ve Bakanlık görevlileri ile haftada bir düzenlediğim online görüşmeler yolu ile görevi tamamlamaya çalıştım. Projenin eğitim bileşeni seyahat sınırlaması nedeni ile gerçekleştirilemedi. Yalnızca eğitim notları ve eğitim müfredatı hazırlamakla yetinildi.

 

 

Durum Analizi: Sorunlar… Sorunlar…

 

 

Ulusal kooperatif politikası hazırlamanın birinci aşaması bir durum tespiti yapmaktı. Kiribati’deki 400’den fazla kooperatif, bağımsızlığa kavuştuktan sonra 40 yıl süre ile sömürge döneminden kalma sorunlar altında ayakta kalmaya çalışmış. Bu sorunların başında da devlet vesayetini esas alan ve demokratik olmaktan uzak bir kooperatifler yasası geliyor. Bu nedenle, Kiribati Hükümeti UNDP’den iki ayrı danışman bulmasını istemiş. Birisi kooperatif mevzuatı konusunda, diğeri de kooperatif politikası ve stratejisi konusunda uzman.

 

Kooperatif politikası ve gelişme stratejisini tartışmak için bir durum analizi yapmak gerekiyordu. O nedenle de öncelikle bir tanı (teşhis) raporu (diagnostic report) hazırlamak üzere kooperatiflerin bir genel fotoğrafını çekmek için kolları sıvadık.

 

 

 

 

Kooperatiflerin bünyesinde yer aldığı Ticaret, Turizm, Endüstri ve Kooperatifler Bakanlığı’nın tespitleri ve ulusal ve uluslararası (ICA) kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ışığında kooperatiflerin şu temel sorunlarla boğuşarak yaşam savaşımı verdikleri sonucuna vardık:

 

1.  Yukarıda da belirtildiği gibi, kooperatiflerin en temel sorunu, sömürge döneminden kalma 1977 tarihli ve 14 sayılı Kooperatifler Kanunu (CAP 14). Kanun, Bakanlığa kooperatiflerin yönetim ve denetimine ilişkin geniş yetkiler veriyor.

  1. 2.  Devlet-kooperatif ilişkilerini düzenleyen, daha doğrusu, devletin kooperatiflere bakış açısını somutlaştıran bir ulusal kooperatif politikası yok. Kooperatiflerin tanınması konusunda genel bir anayasa maddesi de yok.
  2. 3.  2022 yılında yeni bir yasa tasarısı hazırlanmış, ancak bu tasarıda da devletin kooperatiflerin yönetimine ve denetimine müdahale edebilmesine ilişkin hükümler aynen muhafaza edilmiş.
  3. 4.  Kooperatiflerin kendi kendilerini yönetme becerileri geliştirilmemiş. Dışardan atama ile gelen kooperatif yöneticileri hem kooperatif yönetimi hem de genel işletmecilik bilgisi ve deneyimine sahip değil.
  4. 5.  Ülkede bir kooperatif eğitim merkezi yok. Kooperatif ortakları arasında ve halk arasında genel anlamda kooperatif bilinci yok.
  5. 6.  Kamu kurumları ve çalışanları arasında da kooperatifler kendilerine özgü değerleri ve ilkeleri olan farklı bir işletme türü olarak kabul edilmiyorlar.
  6. 7.  Ülkede kooperatiflerin üst örgütleri yok. Dolayısıyla da politika oluşturmada ve seslerini duyurmada yetersiz kalıyorlar ve kooperatifler arası işbirliğini geliştiremiyorlar. Ayrıca ekonomik olarak ölçek büyüklüğüne ulaşamadıkları için pazarlık gücü elde edemiyorlar.
  7. 8.  Ülkenin coğrafi konumu ve ulaşım konusundaki güçlükler nedeni ile merkezden uzak adalarda bulunan kooperatiflere kamu desteği sağlanamıyor.
  8. 9.  Farklı bakanlıkların kooperatiflere dönük destek hizmetleri için eşgüdüm sağlayacak bir mekanizma kurulmamış.
  9. 10. Toplam 404 kooperatifin üçte ikisinden fazlasını kopra (hindistancevizi) kooperatifleri (233) ve balıkçılık kooperatifleri (115) oluşturuyor. Bu kooperatiflerin dış satımlarını teşvik edici herhangi bir özel düzenleme yok.
  10. 11.  Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA), kooperatiflere destek hizmeti sağlayan Ticaret, Endüstri, Turizm ve Kooperatifler Bakanlığı’nı yedek üye kaydetmiş.
  11. 12.  Ve nihayet, kooperatifleri finanse eden ayrı bir kurum/banka olmadığı gibi, devletin küçük ölçekli hibe desteği de tüm kooperatiflere yeterince ulaştırılamıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ulusal Kooperatif Politikasına neden gereksinme duyuluyor?

 

Raporda kooperatif politikasına neden gereksinme duyulduğu şu şekilde açıklanmış:

  • Artık üçüncü dünya ülkelerinde bile devlet kooperatiflerin iç işlerine karışmıyor. Dolayısıyla, ILO’nun 193 No.lu Tavsiye Kararında da somut biçimde açıklandığı üzere, devletin kooperatiflerin geliştirilmesindeki rolü, yasal düzenleme yapmak ve destek hizmetleri sağlamakla sınırlandırılmış.
  • Kooperatiflerin artık, gelişmiş ya da gelişmekte olan ülke ayrımı yapılmaksızın, evrensel boyutlarda ve Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin (ICA) kabul ettiği ilkeler çerçevesinde bağımsız ve özerk kuruluşlar oldukları kabul edilmiştir.
  • Kooperatifler, kendi iç işleyişlerini ve gelişme politikalarını kendileri belirler ve üst örgütleri yolu ile bu politikalarının hükümetler tarafından benimsenmesi için çaba gösterirler.
  • Kooperatifler, çalışmalarında kamusal yararları dikkate almak ve sosyal sorumluluklar taşımakla birlikte, kamu kesimi ya da devletin değil, “özel girişimciliğin” bir bileşenidirler.
  • Kooperatifçilik konusundaki bu evrensel gerçeklerin ülkede herkes tarafından, özellikle de hükümet ve kamu ve özel kesim örgütleri tarafından açık ve net olarak bilinmesi ve kabul edilmesi için ulusal bir kooperatif politikasına ihtiyaç var.

 

 

Ulusal Kooperatif Politikasının amacı

 

Raporda ulusal kooperatif politikasının amacı da şu şekilde önerilmiş:

Ulusal Kooperatifçilik Politikasının amacı, kooperatiflerin uluslararası kabul görmüş değer ve ilkelere göre ortakları tarafından kurulan ve yönetilen özerk, gönüllü ve demokratik işletmeler olduğu konusunda ortak bir anlayış yaratmak ve bu anlayışı elverişli bir yasal çerçeve ile kalıcı hale getirmektir. Bu politika, kooperatiflerin insana yakışır işler yaratarak uzak bölgelerde yoksulluğun azaltılmasına, ortaklarının ve genel olarak toplumun üretim kaynaklarının korunmasına ve tabanda iklim değişikliğine karşı mücadelenin kazanılmasına katkıda bulunmalarını kolaylaştırır.

Ulusal Kooperatifçilik Politikasının ana başlıkları

 

Ulusal Kooperatifçilik Politikasının uygulanması ile ana başlıkları aşağıdaki gibi özetlenen 17 çıktının elde edileceği varsayımı üzerinde mutabık kalındı:

  1. Kooperatiflerin farklı bir ekonomik işletme olarak tanınması
  2. Yeni bir kooperatifler kanunu ve iç yönetmeliklerin (anasözleşmeler) hazırlanması
  3. Merkezi bir koordinasyon mekanizması olarak Ulusal Danışma Kurulu kurulması
  4. Devletin kooperatiflere hizmet sunumu için ayrı bir yapı (genel müdürlük) oluşturması
  5. Kooperatiflerin üst örgütlenmesinin tamamlanması
  6. Kooperatif politikası ile ulusal kalkınma planı ve sektörel kalkınma planlarının ilişkilendirilmesi (istihdam, tarım, sanayi, hizmetler, vb.)
  7. Kooperatifleşmede ve hizmet sunumunda belirli hedef gruplara öncelik verilmesi: Kadınlar, gençler, engelliler ve kayıt dışı ekonomi çalışanları
  8. Eğitim, öğretim ve kapasite geliştirme
  9. Kooperatiflerin iklim değişikliğiyle mücadele kapasitelerinin güçlendirilmesi
  10. Ücra ve uzak bölgelerde kooperatifler tarafından istihdam yaratılmasına yönelik özel düzenlemeler
  11. Çok amaçlı kooperatifler aracılığıyla kooperatif hizmetlerinin çeşitlendirilmesi
  12. Kooperatiflerde çalışma koşullarının ve kariyer geliştirme fırsatlarının iyileştirilmesi
  13. Kooperatif Geliştirme/Yatırım Fonunun Kurulması
  14. Kooperatifler için bir işletme bilgi sistemi kurulması (management information system)
  15. Yeni tür kooperatiflerin oluşturulması
  16. Kooperatifler öncülüğünde bir Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi yaratılması için yasal çerçeve sağlanması
  17. Kooperatiflere ilişkin verilerin toplanması ve değerlendirilmesi: Kooperatif İstatistikleri.

Bu politikayı tamamlayıcı Vizyon ve Misyon da şöyle önerilmekte:

Vizyon: İklim değişikliğinin etkilerini ortadan kaldırmak için mücadele ederken, herkese insana yakışır iş yaratan bir kooperatif sektör;

Misyon: Ortaklarının ve toplumun değişen ihtiyaçlarına cevap verebilecek ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan duyarlı bir kooperatif işletmesi.

Kooperatifler için iki önemli sosyal sorumluluk: İklim değişikliği ile savaşım ve istihdam yaratma

Ulusal Kooperatif Politikasında kooperatiflerin altı çizilen iki temel sorumluluğu dikkat çekiyor: İklim değişikliği ile savaşım ve istihdam yaratma. Kiribati’de kooperatiflerin ekonomik büyüklükleri konusunda istatistiki bilgi yok. Ama kooperatif ve ortak sayısı bakımında birinci ve ikinci sırada bulunan kopra ve balıkçılık kooperatiflerinden, sosyal sorumluluk konusunda, özellikle de iklim değişikliği ile mücadelede ve istihdam yaratma konularında öncelikle görev üstlenmeleri bekleniyor. Ulusal Kooperatif Politikası ile ilgili raporda kooperatiflerin iklim değişikliği konusunda oynayacakları rol için önerilenleri aşağıda  görebilirsiniz.

Kooperatiflerin en önemli sosyal sorumluluğu: İklim değişikliği ile savaşım

 

İklim değişikliği, gelecek nesillerin endişeleneceği soyut bir konu gibi görünse de Kiribati de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde çok acil ve yaygın bir sorun haline geldi. İklim değişikliği; gıda güvenliğini, su kaynaklarını, halk sağlığını, mercan resiflerini etkiliyor; sel ve fırtına hasarına neden oluyor. Küresel sıcaklıklar artmaya ve okyanuslar yükselmeye devam ettikçe tüm bu sorunlar daha da kötüleşecek.

Kiribati, iklim değişikliğinin sayısız etkisine karşı dünyanın en hassas ülkelerinden biri. Deniz suyu dalgalanmaları şimdiden toprağı, üst yapıyı ve altyapıyı tehdit ediyor; tatlı yer altı suyu rezervlerini kirletiyor. Okyanusların asitlenmesi ve mercanların feci şekilde ağarması balık stoklarını ve gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. 2014 yılında Kiribati Cumhuriyeti, Fiji’de esas itibariyle gıda üretimi için arazi satın aldı. Satın almada, Kiribati halkının uzun vadede, bu araziye göçmen olarak taşınması amaçlandı.

Kooperatifler, ilkesel olarak tabanda faaliyet gösteren halk örgütleri olarak, ortaklarının hayatta kalmalarını tehdit eden iklim değişikliğinin etkisini hafife alamazlar. “Kooperatifler, yerel düzeyde ekonomik ve sosyal kalkınmaya yönelik kapsayıcı ve sürdürülebilir yaklaşımları uzun süredir teşvik etmektedir. Dünyanın dört bir yanındaki topluluklar iklim değişikliğine uyum sağlamak ve etkilerine karşı dirençlerini güçlendirmek için mücadele ederken, kooperatiflerin kalkınma çabalarını yaratıcı bir şekilde çevresel sürdürülebilirlik ve karbon nötrlüğü gibi alanlara genişletmesi bu odaklanma ile uyumludur”.

Eski BM Sekreteri Ban Ki Moon’un yukarıda işaret ettiği gibi, kooperatifler her yerde ortaklarının temel ihtiyaçlarını karşılamak için kurulur. Kiribati’de “ortak ihtiyaçlar” terimi, “iklim değişikliğiyle mücadeleyi” de içeriyor. İnsanları iklim değişikliğine karşı korumak bu nedenle son yıllarda Kiribati’deki en acil ihtiyaçlardan biri haline geldi. Bu, ortakları ve geçim kaynaklarını olduğu kadar topluluğu da korumak için acil bir görev.

Öncelikle kooperatifler iklim değişikliği tehlikesinin farkında olmalıdır. Bununla nasıl mücadele edeceklerini de bilmeleri gerekir. İklim değişikliği ile mücadele konusunda alınacak önlemler yıllık genel kurul toplantılarında tartışılacak ve kooperatiflerin çalışma planlarında yer alacaktır. Kooperatifler taban örgütleridir ve iklim değişikliğinin etkisi bu düzeyde hissedilir. Bu nedenle, kooperatifler birinin gelip tehlikeyle mücadele etmek için ne yapılması gerektiğini dayatmasını bekleyemez. Ortaklar tehlike konusunda bilgilendirilecek ve ilgili bakanlık ile işbirliği içinde topluluk müdahalesi ve tehlikeyi hafifletme faaliyetleri planlanacak ve uygulanacaktır.

Ulusal Kooperatif Politikası, hükümeti, iklim değişikliği sorunlarıyla taban düzeyinde mücadele etmek ve Kooperatifler Birliği de dahil olmak üzere hükümetin taşra teşkilatı ile işbirliği yapmak üzere kooperatiflere özel görev vermeye davet ediyor.

Kooperatifler ve istihdam

 

Kooperatiflerin istihdam yaratılması konusuna neden öncelik verilmesi gerektiği raporda şöyle açıklanıyor:

Kiribati Nüfus Sayımı 2020’ye göre, işsizlik oranı hâlâ %30,6’da, genç işsizlik oranı ise %54’te. Bu, Kiribati’nin ciddi bir insana yakışır iş açığı olduğu anlamına geliyor. ILO (2011) insana yakışır iş açığını, “yeterli istihdam olanaklarının olmaması, yetersiz sosyal güvenlik, işçi haklarının tanınmaması ve sosyal diyalogdaki eksiklikler” olarak tanımlamaktadır.

Bu durumda, özellikle kırsal alanlarda insana yakışır iş yaratmada kooperatiflerin oynayacağı açık bir rol vardır. Çünkü kooperatif işletmeler bütün dünyada özellikle kırsal kesimde istihdam yaratma ve gelir sağlama konusunda uzman olarak bilinirler. Yaratılacak işlerin insana yakışır nitelikte olması ve yukarıda bahsedilen ILO’nun insana yakışır iş kavramının temel gereklerini karşılaması önemlidir.

Uzak bölgelerde ve güçlükle ulaşılabilen adalarda kooperatifler aracılığıyla istihdam yaratma ve yoksulluğun azaltılması özel gündemiyle yapılacak Ulusal Danışma Kurulu toplantısında aşağıdaki alanların gözden geçirilmesi önerilmektedir. Bu toplantıya pilot bölge olarak seçilecek adaların yöneticileri de davet edilmelidir. Yerel kooperatiflerden ortaklarını, özellikle de köylerdeki işsiz gençleri toplu olarak aşağıdaki işleri ve hizmetleri yapmaları için örgütlemeleri istenmelidir:

 Yerli halkların geleneksel bilgi ve uygulamalarını da kullanarak temiz su kaynaklarının korunması ve bu kaynakların katılımcı düşük maliyetli altyapı yoluyla geliştirilmesi,
 Güçlü dalgalara karşı evleri ve çiftlikleri korumak için duvarlar ve koruma yapıları inşa etmek,
 Topluma ait yerel şifalı bitkilerin korunması ve geleneksel ilaçların (herbal medicine) üretilmesi ve geliştirilmesi,
 Yerel kooperatiflere ait tarım makine ve araçlarının toplu kullanımının organize edilmesi,
 Özellikle kurak mevsimlerde yerel ve geleneksel düşük maliyetli malzemeler kullanılarak köy yollarının inşası ve bakımı,
 Köy okulları ve sağlık ocaklarının yapımı ve onarımı,
 Genç kızların bayram kıyafetleri de dâhil olmak üzere geleneksel kostüm ve kıyafetlerin geliştirilmesi,
 İklim değişikliği ile ilgili bilgilerin yaygınlaştırılması ve geleneksel bilgiler kullanılarak yerel düzeyde alınması gereken önlemler konusunda yerel halkın bilgilendirilmesi,
 Kooperatiflerin ofis, antrepo, işleme ve paketleme üniteleri ile soğuk hava depolarının yapımı ve onarımı,
 Adalar arası iletişim ve işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacak yenilikçi (karbon üretmeyen) ulaşım araçlarının geliştirilmesi,
 Yerel kopra ve balıkçılık kooperatiflerinin sosyal faaliyetlerde görev almalarının özendirilmesi.

Kooperatiflerin bu alanda başarılı olmaları, gençlerin başka ülkelerde iş aramak için dış ülkelere göç etme eğilimini tersine çevirecektir. Bu nedenle birim kooperatiflerde istihdam edilecek gençler eğiticilerin eğitimi (training of trainers) yolu ile yetiştirilmeli.

 

Politikayı uygulamaya aktaracak proje önerisi

 

Bu politikanın uygulanması konusunda hükümete ve kooperatif örgütlere yardımcı olmak amacıyla bir teknik yardım projesi önerilmektedir. Projede dört ay süre ile görev yapacak kooperatif politikası ve mevzuatı konularında deneyimli iki uluslararası uzman istihdam edilecektir.

Öncelikli Hedef: Kiribati’de bağımsız, özerk, gönüllü, verimli ve demokratik bir kooperatif hareketinin oluşturulması.

Sonuç 1: Kooperatifler için elverişli bir yasal, politik ve kurumsal ortam oluşturulması.

Sonuç 2: Etkili ve verimli bir kooperatifçilik hareketi yaratılması.

Projenin dokümanı farklı bir şekilde ve daha ayrıntılı biçimde şu şekilde de kurgulanabilir:

Projenin uzun vadeli hedefi, kooperatiflerin Kiribati’nin ulusal kalkınma planına katkısını güçlendirmek ve istihdam yaratma ve iklim değişikliğiyle mücadele yoluyla kooperatif ortaklarının yaşam standartlarını iyileştirmektir.

Projenin kısa vadeli hedefleri:

  1. Devlet ve kooperatifler arasındaki ilişkiyi iyileştirerek ve yeni Ulusal Kooperatif Politikasını uygulayarak kooperatif sektöründe reform yapmak.
  2. Yeni bir kooperatif yasasının çıkarılması ve uygulanması yoluyla elverişli bir yasal ortamın yaratılması ve güçlü iç düzenlemelerle ortakların kooperatiflerini sahiplenme ve yönetime katılım duygularının arttırılması.

Sonuç olarak, önerilen bu politika çerçevesinde kooperatiflerin üstlenecekleri ek sorumluluklar ile iklim değişikliğinin etkilerini günlük yaşamlarında hemen her gün hissetmeye başlamış olan Kiribati halkının yaşam kaygılarını en aza indirmeye ve yerel kalkınmaya odaklanmalarına katkıda bulunması beklenmektedir.

 

YAZAR: HÜSEYİN POLAT

 

https://sosyalekonomi.org/kiribati-iklim-degisikligi-tehdidi-altinda-kooperatifcilik/