Kooperatif Değerleri ve İlkeleri ile Ortak Bir Kadere Doğru

Kooperatif Değerleri ve İlkeleri ile Ortak Bir Kadere Doğru

2020-05-04 21:01:52
60 kişi bu haberi okudu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kooperatif Değerleri ve İlkeleri ile Ortak Bir Kadere Doğru

 

 

 

 


Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) başkanı Ariel Guarco, 22 Nisan 2020 tarihli yazısında, kooperatif değerleri ve ilkelerini benimseyen bir kalkınmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Rekabet ve kâr odaklı bir sistem yerine iş birliği ve karşılıklı yardıma dayalı bir paradigmaya geçişi öneriyor. Yeni bir küresel çağı başlatıp insanlığın kaderini değiştirme konusunda ilham veren çok güçlü bir metin: “Kooperatif Değerleri ve İlkeleri ile Ortak Bir Kadere Doğru”

 


Muhtemelen, küresel düzen bundan sonra değişecek. Derin sağlık krizi, keza ekonomik, finansal, sosyal ve çoğu durumda politik krizler, toplumlarımızın gelişimi için yeni yollar açacak. Şimdi yüzleşmemiz gereken asıl tartışma, bu gelişmenin nasıl olacağıdır.

İnsanlık, insan hayatlarının yüksek maliyetinin eşlik ettiği çok büyük bir salgında sürükleniyor. Ve bu duruma, muazzam eşitsizliğin yaygınlığı ve insan eyleminin neden olduğu derin çevresel dengesizlik yüzünden ortaya çıkan aşırı kırılganlık koşullarında gelindi.

Az sayıda insan dünya nüfusunun yarısına eş değer bir mal varlığına sahip. Dünya borcu (devlet, hane halkı ve şirket) dünya brüt üretiminin üç katından fazla. Durmak bilmeyen, doğrusal bir üretim ve tüketim tarzı sadece on yıl içinde bizi geri dönüşü olmayan noktalara götürecek.

Fakat “kullan at kültürü” bugün sınırlarını göstermekte. Pandemi kırılganlığımızı açığa çıkarıyor, 2030 Gündeminde çaba göstermeyi kabul ettiğimiz ekonomik, sosyal ve çevresel olarak sürdürülebilir kalkınmadan hâlâ çok uzakta olduğumuzu gösteriyor. Soru şu: Bir uygarlık olarak gidişatımızın yönünü ne kadar değiştirebiliriz?

Ortak yuvamız olan bu gezegende, kalkınmanın başka yolları olduğunu, sürdürülebilir kalkınmanın bir ütopya olmadığını gösteren yüz binlerce deneyim var. Kooperatif ekonomisi, küresel ölçekte, bir milyardan fazla üyeyi birleştiriyor ve dünyada çalışan nüfusun ’una istihdam yaratıyor. En büyük 300 kooperatifin cirosu, dünya ekonomisinin altıncı Gayri Safi Yurtiçi Hasılası ile karşılaştırılabilir.

Tüm kooperatif hareketi, hızla ekonomik ve sosyal bir krize dönüşen sağlık krizine müdahaleyi gerektiren kolektif çabaya aktif olarak katılmaktadır. Bu doğal olduğu kadar göz önündedir de. İş birliği söz konusu olduğunda, biz insanlar öncelikle düzenleyici ilkesi karşılıklı yardım olan kurumlara başvururuz. Mantığı, tamamen, dayanışma eylemini ortak sorunlara yanıt vermede daha etkili hale getirmek olan kurumlara.

Bugün topluma, iş birliğinin sadece acil durumlar için olmadığını önermek istiyoruz. İş birliği, pandemi gibi küresel sorunlar karşısında daha adil, daha dengeli ve özünde daha az kırılgan bir ekonomi oluşturmanın alternatif yoludur. Ya da, ufkumuzda biraz daha ötedeki, iklim değişikliği.

Rekabet paradigması bize, mümkün olan en düşük maliyetle mal ve hizmetlere sahip olmanın, rekabetin bir sonucu olarak en yüksek verimliliği elde etmeye zorlanan şirketleri gerektirdiğini söyler. Ve bu rekabetin düzenleyici ilkesi, şirketi kuran kapitalistin kârıdır.

Neredeyse iki yüzyıl boyunca kooperatif üyeleri alternatif bir yol benimsemişlerdir: iş birliği paradigması. Ortak gereksinimlerimizi karşılamak için, düzenleyici ilkesi kâr değil karşılıklı yardım olan ve üyelerinin, çalışanlarının, tüketicilerinin veya üreticilerinin demokratik yönetiminin ürünü olarak verimli olan işletmeler örgütlüyoruz.

Bu ekonomik örgütlenme modelinin ortak ekonomik ihtiyaçlarımızı etkin bir şekilde karşılamak için giderek daha fazla benimsenmesi; karşılıklılık ve iş birliğinin sağlam ilişkilerine dayalı olan ve toplum olarak beklenmedik durumlara cevap vermeyi sağlayan sosyal sermayenin güçlenmesine ve artmasına yol açmaktadır. Bu, sivil toplum örgütlerini güçlendirme ihtiyacı ile yakından ilgilidir.

 

Şu anda, kamu yararını artırma konusunda güçlü devletlere duyulan ihtiyaç böylesi açık olduğunda, bazıları bunun sadece, devletpiyasa karşıtlığı hakkındaki eski tartışma olduğuna inanıyor gibi görünüyorlar. Yanılıyorlar.

Bu, bir özgürlük imparatorluğu olarak Piyasa’ya karşı eşitlik imparatorluğu olan Devlet demek değildir. Mesele vatandaş olarak yetkimizdir. Devletin özgürlüklerimize hizmet etmesini güvence altına alabilme ve eşitlikçi koşullar altında Piyasalara katılma yeteneği.

Ve vatandaşların güçlendirilmesi, iş birlikçilik vizyonunda, büyük ölçüde sivil toplum örgütlerinin yapılarına dayanmaktadır. Otonom ve demokratik olarak örgütlenmiş, otoriter kontrole ihtiyaç duymadan sosyal koordinasyonu artırabilen sivil toplumdur.

Her ailenin ihtiyaçlarına cevap veren, kamu gücünün kullanımını kontrol eden ve demokratikleştiren sorumlu ve örgütlü vatandaşlarımız yoksa hiçbir gözetim sistemi işe yaramaz. Ekonomik gücü demokratikleştiren sivil toplum örgütlerimiz yoksa piyasaların işleyişi, özgürlüğü güvence altına almaz.

Bu, Papa Francis’in Halk Hareketleri’ne gönderdiği Paskalya Mektubunda bize söylediği şeyle aynıdır: “Umudum, hükümetlerin teknokratik paradigmaların (ister devlet merkezli ister piyasa odaklı olsun) bu krize veya insanlığı etkileyen diğer büyük sorunlara karşı yeterli olmadığını anlamalarıdır. Şimdi, insanlar, topluluklar ve halklar her zamankinden daha çok merkeze konmalı, sağaltmak, bakmak, özen göstermek ve paylaşmak için bir araya getirilmelidir.”

Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin başkanı olarak, son iki yılda 50’den fazla ülkeyi ziyaret etme fırsatım oldu. Farklı kültürlerde, farklı geçmişlerde, farklı siyasi rejimlerde ve farklı sosyo-ekonomik ortamlarda, kooperatif değerleri ve ilkelerinin, demokrasi, sosyal adalet ve çevre korumanın hayata geçtiği toplulukları yaratan evrensel dayanaklar olduğunu doğrulayabildim.

Bu kriz bizi tarihsel zorluklarla karşı karşıya getiriyor. En başta anlaşılması gereken kimsenin Covid-19 gibi küresel bir salgından tek başına kurtarılamayacağıdır, kaldı ki, hiç kimse dünya genelinde uygarlık olarak içinde olduğumuz sallantılı kaderimizden bir başına kurtarılamaz.”

Dayanışma, çevreye saygı gösterirken zenginlik üretmeye, yenilikler yapmaya ve halklarımızın ihtiyaçlarına çözüm bulmaya hizmet ediyor. Kooperatifler bunu, diğer alanlarda olduğu gibi sanayi ve kamu hizmetleri, tarımsal üretim, konut, sağlık ve eğitim alanlarında onlarca yıldır gösterdiler.

Son on yıllarda uygulanan küreselleşme modelleri dağılıyor, yabancı düşmanı milliyetçilerin cevap vermedeki yetersizlikleri ortaya çıkıyor ve finansal sistem bir kez daha çatırdıyor.

Demokrasi, dayanışma ve sosyal adalete dayalı bir ekonomi inşa eden bizler, sosyal kapsama ve çevreye özen ile kalkınmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Birçok küresel lider bu vizyonu paylaşıyor. Bu yüzden, bugün yaşadığımız acı ve belirsizliğe rağmen, yeni bir küresel çağ, kooperatif değerleri ve ilkeleri ile ortak bir kader oluşturabileceğimizi öngörüyorum.

 

 

 

 

Not: Ariel Guarco’nun ICA internet sitesinde 22 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan yazısından Aylin Çiğdem Köne tarafından çevrilmiştir.

Sosyal Ekonomi Blogu;

https://sosyalekonomi.org/kooperatif-degerleri-ve-ilkeleri-ile-ortak-bir-kadere-dogru/