Zirvede Konuşan Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz güç kaybeden ekonomilere alternatif olarak kooperatifçilik modelini öneriyor

Zirvede Konuşan Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz güç kaybeden ekonomilere alternatif olarak kooperatifçilik modelini öneriyor

2016-11-01 10:31:39
476 kişi bu haberi okudu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zirvede konuşan Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz güç kaybeden ekonomilere alternatif olarak kooperatifçilik modelini öneriyor

 

11-13 Ekim 2016 tarihleri arasında Kanada’nın Quebec şehrinde yapılan uluslararası Kooperatifler Zirvesine 2001 yılında Nobel Ekonomi ödülü alan Columbia Üniversitesi Ekonomi Bölümünden Prof. Dr. Joseph E. Stiglitz konuşmacı olarak katıldı.

 

İngiltere Cooperative News dergisinden Anca Voinea, Nobel ödüllü bilim adamının bu konuşmasını özetlemiş, Biz de sizin için bu yazıyı tercüme ettik.

 

 

Nobel ödüllü bilim adamı Joseph Stiglitz’e göre; Kooperatifler, toplum tarafından risklere verilen en iyi cevabı temsil etmektedirler

 

 

Ünlü Ekonomist Joseph Stiglitz, Uluslararası Kooperatifler Zirvesinde bizler “ilginç” ama “rahatsız edici” değişen politik görünüm ve ekonomik zorluklara defalarca şahit oluyoruz diyerek, uyarıda bulundu.

 

Nobel ödüllü bilim adamı üç günlük konferansta esas konuşmacı olarak katıldı. Konferansa dünyanın dört bir yanından üç binin üzerinde delege katılarak kooperatif ekonomisinin geleceğini tartıştılar.

 

Akademi dünyasının yakından tanıdığı Prof. J. Stiglitz Columbia Üniversitesinde Ekonomi bölümünde çalışmalarına devam ediyor. Çalıştığı ana konulardan bazıları ise, eşitsizlik, ticari anlaşmalar ve dünya ekonomisini etkileyen başlıca konular.

 

Zirvede küresel ekonominin karşı karşıya kaldığı zorluklardan ve buna karşılık kooperatiflerin neler yapabileceklerinden bahsetti.

 

Politik alanda değişikliklerin yanı sıra örneğin Brexit (İngiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkma süreci) veya ABD’de yaklaşan Başkanlık seçimi gibi, dünyadaki tüm bireylerin hatta ulusal hükümetlerin kontrolü dışında olan ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

 

“Bu tür sorunlar özel sektörün çözemeyeceği türden sorunlardır çünkü bu sorunların bir kısmını gene özel sektörün kendisi yarattı. Kooperatifler ve sosyal ekonomi önemli bir üçüncü ayağı sağlar. Bu sabah sizlere hitap etmemin ve de mutlu olmamın nedenlerinden birisi de budur” dedi. Birçok ülkede büyüyen eşitsizliğin “insanların yarattığı yasaların” sonucu olduğunu da sözlerine ekledi.

 

Özellikle yeniden yapılandırdığımız son yüzyılın üçüncü çeyreği içinde büyüyen eşitsizlik bizim yapılandırdığımız piyasa ekonomisin bir sonucudur. Eşitsizlik bir tercih haline gelmiştir dedi.

 

Prof. Stiglitz ABD’den eşitsizliğe örnek verdi. Mesela %1’lik en zengin katmanın geliri (sermaye kazançları hariç) alt katmanın yani %90’lık kısmına denk geldiğini söyledi. Eşitsizliği ortaya koyan bir diğer örnek ise, yönetici ödemelerindeki artışın ortalama bir ABD işçisinden 300 kat daha fazla olduğudur. Eğer şirket CEO’ları kendileri için gelirlerinden büyük paylar ayırırlarsa, yeniden yatırım için çok daha az pay kalır diye uyarıda bulundu.

 

ABD’de ortalama hane geliri 1998 yılından bu yana nispeten sabit kalmıştır. 1998 yılında orta hane geliri 58,301$ iken 2015’de bu 56,516$’a düşmüştür.

 

Eşitsizlik sağlık hizmetlerine erişimde, fırsatlara erişimde ve de hukuk alanında kendisini göstermektedir. Ekonomist Angus Deaton’un 2015’de yaptığı bir çalışma bize beyaz ABD vatandaşlarının ölüm oranlarının son yıllarda arttığını gösteriyor. Bu kısa yaşam beklentisi sosyal hastalıklar, alkolizm, intihar ve uyuşturucuların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor ve bu da bize “trickle-down” (kan kaybeden ekonomi) ekonomisinin çalışmadığını gösteriyor.

 

Finansallaşma aynı zamanda daha fazla eşitsizliği ve kısa vadeli düşünmeyi de beraberinde getirdi.

 

Finansal bütünleşme, daha hızlı büyümeyi ve daha fazla istikrarı destekleyerek bu tür gelişmelerin olmasına yol açtı. Bunlar da sırasıyla ekonomik ve siyasi sonuçları doğurdu.

 

Vatandaşlar, kurumun ya yalan söylediğini ya da tamamen yetersiz olduklarını biliyorlar. Ekonomik sistemin hileli olduğunun farkındalar. Hükümete olan güvenlerini, politikaya ve ekonomik sisteme duydukları adalet duygularını kaybetmiş durumdalar.

 

Kooperatiflerin eşitsizliği ortaya çıkarmadaki rolü nedir? Prof. Stiglitz, kooperatiflerin toplum tarafından risklere verilen en iyi cevabı temsil ettiğini düşünüyor. Bazılarına göre bu böyle olmamasına rağmen mevcut sisteme karşı alternatifler mevcuttur. Bazıları en azından bizim sisteme küçük dokunuşlar yapmamızı öneriyor ama problemler büyük ve derin, küçük dokunuşlar sorunu çözmeyecektir.

 

İktisatçı Milton Friedman’ın yaklaşımını eleştirerek, kişisel çıkarların dolaylı olarak toplumun refahına katkıda bulunduğunu söyledi. Bu “bencilce” uğraşları sonucunda 2008 finans krizinin yanı sıra Volkswagen emisyon skandalına da yol açtığına inandığını belirtti.

 

Stiglitz, “Kooperatiflerden öğrenmeliyiz. Eğer bunu yaparsak, biz ve bizim çocuklarımız ekonomimizi ve küreselleşmeyi yeniden biçimlendirebiliriz” dedi.

 

Bu alternatifler çok büyük fark yaratabilir. Ben şuna inanıyorum; biz herkes için daha iyi performans sergileyen, dayanışmaya dayalı bir ekonomi oluşturarak yeni bir dünya inşa edebiliriz.

 

Küresel ekonominin geleceğine ilişkin bir panele de katılan Prof. Stiglitz ayrıca toplumsal refah için Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) kullanılması konusunda artan kaygılarını dile getirdi. Bazı hükümetler sosyal güvenlik kısıtlamasına giderek GSYİH büyümesini amaçlıyorlar ama burada gerçekten önemi olan refah düzeyidir. İnsanlar ne zaman bencil olmaktan vazgeçip işbirliği yapmaya başlıyorlarsa kendilerini çok daha iyi ve daha mutlu hissediyorlar.

 

Prof. Stiglitz Kooperatif Modelinin bazı ülkelerin ekonomilerinde çok daha büyük paylar alacağını tahmin ediyor. Havailik ve gel-geçliğin oluşacağını ama kooperatiflerin risk yönetiminde özel sektöre göre çok daha iyi becerebileceğini söyledi ve şunu ekledi: Demokrat ABD Başkan Adayı Hillary Clinton’ın işletmelerde işçilerin daha çok haklara sahip olmasına ve de işçilerin işletmelerin yönetimine daha fazla katılım fikrine sempati ile baktığını söyledi. Prof. Stiglitz’in kendisi Clinton’a danışmanlık yapıyor.

 

Bir diğer panelist, Jean-Yves Duclos, Kanada’nın Aile Çocuk ve Sosyal Gelişim Bakanı, kooperatiflerin daha güçlü bir demokrasinin inşa edilmesinde büyük katkılar yapabileceği konusuna katıldığını ifade etti. Kanadalıların özellikle konut ihtiyacının karşılanmasında kooperatiflerin büyük rol üstlendiğini söyledi.

 

Kaç kooperatifin bu rekabetçi pazarda hayatta kalabildiği sorulduğunda Prof. Stiglitz uyarıyor ve şöyle diyor: “Ekonominin yasaları göz ardı edilemez.”

 

Kooperatifler sadece ortaklarından yararlanmak isteyen taraf olmadığını aynı zamanda birçok risklerle karşı karşıya kaldıklarını ve kooperatiflerin bir dezavantaj olabilme ihtimalinden bahsetti.

 

Hükümetin eşit koşulları barındırmayan bu alanda önleyici yasal düzenlemeleri hayati önem taşıyor.

 

Bir diğer zorluk ise; büyük şirketlerin genellikle bu mevzuat ve yasal düzenlemelerin yapım aşamasında masada olmalarıdır. Büyük şirketler uluslararası organizasyonlarda mesela B20 gibi kendilerini temsil ederken aralarında genellikle belirli çerçeveler konusunda tartışıyorlar. Prof. Stiglitz’e göre bu tür platformlarda kooperatiflere temsilcilikler verilerek bu sorun da ortadan kaldırılabilir. “Oyunun kuralları kendi çıkarları için masada oturanlar tarafından belirleniyor. Bu yüzden kooperatifçilik hareketi çok büyük önem kazanıyor. Kooperatifler büyük şirketlerin aşırı bencil davranışlarını göstererek, tartışılması gereken alternatif örgütlenme biçimlerinin olduğunu söyler ve bunun sadece özel sektör ya da hükümet sorunu olmadığını hatırlatırlar” dedi.

 

Tercüme: Dr. Tuba Pekkırbızlı,

TMKB Uzmanı