Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından 2026 yılı teması olarak belirlenen “Barışçıl Dünya İçin Kooperatifler”, günümüzün derinleşen eşitsizlikleri, toplumsal kırılmaları ve güven krizleri karşısında kooperatiflerin üstlendiği hayati rolü güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Seçilen bu tema, kooperatiflerin yalnızca ekonomik yapılar değil; aynı zamanda barışın, adaletin ve toplumsal dayanışmanın taşıyıcıları olduğunu vurgulamaktadır. Kooperatifler; öz yardımlaşma, demokrasi, eşitlik ve dayanışma ilkeleri üzerine kurulu yapılardır. Bu değerler, kalıcı barışın da temelini oluşturur. Çünkü barış; bireylerin kendini güvende, eşit ve sürecin bir parçası olarak hissettiği toplumlarda kök salar. Kooperatifler, insanları ortak amaçlar etrafında buluşturarak birlikte üretme ve paylaşma kültürünü yaygınlaştırır, sosyal uyumu güçlendirir ve karşılıklı güveni inşa eder.
Bu yaklaşım, Cumhuriyetimizin Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” vizyonuyla doğrudan örtüşmektedir. Yerelden başlayan dayanışmanın evrensel barışa dönüşebileceğini savunan bu anlayış, kooperatifçilik modelinde somut karşılığını bulur. Kooperatifler, yerel düzeyde güveni güçlendirirken uluslararası iş birlikleriyle küresel barışa katkı sunar.Türkiye’de kooperatifçilik, ekonomik kalkınmanın ötesinde toplumsal denge ve kapsayıcılığın da önemli bir aracıdır. Farklı bölgelerde faaliyet gösteren kooperatifler; kırsal kalkınmayı destekler, kadınların ve gençlerin üretime katılımını artırır, yerel ekonomileri canlandırır ve fırsat eşitliğini güçlendirir.
Türkiyekoop Genel Başkanı Muammer Niksarlı’nın değerlendirmeleri bu çerçeveyi netleştirmektedir. Başkan Niksarlı kooperatiflerin farklılıkların çatışma değil zenginlik olarak görüldüğü, ortak aklın ve ortak faydanın esas alındığı yapılar olduğuna işaret etmektedir. Bu yönüyle kooperatifler yalnızca ekonomik değer üretmez; aynı zamanda toplumsal güveni yeniden tesis eder ve güçlü sosyal bağlar kurar.Kooperatif modeli bugün her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir. Çünkü Katılımcı yönetim anlayışı bireyleri karar süreçlerine dahil etmektedir. Ortak mülkiyet yapısı gelir adaletini desteklemektedir. Dayanışma kültürü toplumsal ayrışmaları ve çatışmaları azaltmaktadır. Ulusal düzeyde bireyler arasında ve uluslararası düzeyde toplumlar düzeyinde şiddet kültürü değil barış kültürünü desteklemektedir.
Özellikle dezavantajlı gruplar, engelliler, yaşlılar, kadınlar ve gençler için sunduğu fırsatlarla kooperatifler, kapsayıcı bir geleceğin en etkili araçlarından biridir. Türkiye’de ve dünyada kooperatifçiliğin güçlenmesi; yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda toplumsal huzur ve istikrarı da beraberinde getirecektir.Bu doğrultuda; kooperatifçilik politikalarının geliştirilmesi, eğitim ve farkındalık çalışmalarının artırılması, dijital dönüşümün desteklenmesi ve kooperatifler arası iş birliğinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Genç kuşakların sürece aktif katılımı ve yerel kalkınma modellerinin yaygınlaştırılması, barış kültürünün kurumsallaşmasına katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak, 2026 Uluslararası Kooperatifler Günü, kooperatiflerin insanları bir araya getiren, güveni pekiştiren ve ortak değerler etrafında buluşturan yapılar olarak barışın inşasında vazgeçilmez bir rol üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır.Atatürk’ün evrensel barış vizyonu ve kooperatifçilik hareketinin değerleri birleştiğinde, daha adil, daha kapsayıcı ve daha barışçıl bir dünyanın mümkün olduğu görülmektedir.Savaşların, toplumsal çatışmaların artma eğiliminde olduğu çağımızda Kooperatifler, yalnızca ekonomiyi değil; geleceği de barış içinde birlikte kurmanın yoludur.
Kaynak:ICA