Birleşmiş Milletler (BM) Merkezi'nde Uluslararası Kooperatif Bankaları Birliği (ICBA) ile Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen "Kooperatif Finans Kuruluşlarının Küresel Rolü" başlıklı uluslararası sempozyumda sadece finans sektörünü değil, kooperatif hareketinin geleceğini için önemli mesajlar verildi. İki gün süren etkinliğe, ICA Başkanı Ariel Guarco, Amerika Kooperatifleri Başkanı Jose Alves de Souza Neto ve ICA Genel Direktörü Jeroen Douglas'ın yanı sıra BM'deki ulusal temsilciler ve dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey delegeler katıldı. Etkinlikte 50'den fazla konuşmacı, moderatör ve panelist sunumlar yaptı ve tartışmalara katıldı. Bunlar arasında Rabobank Kooperatifi Denetleme Kurulu Başkanı Marian Trompetter ve Oikocredit International CEO'su Mirjant Lam'ın açılış konuşması yaptılar. Prof. Maria Amparo Grau Ruiz'in vergilendirme, WOCCU'dan Erin O'Hern'in uluslararası düzenleyici savunuculuk ve One Family Foundation'dan Jeroo Billimoria'nın ekosistem kooperatifleri üzerine konuşmalar yaptılar. Konuşmacılar kooperatif bankacılığı, kredi birlikleri, kalkınma finansmanı, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarını tartışırken ortak bir noktada buluştu ve geleceğin ekonomisinde yalnızca daha fazla sermayeye değil, daha demokratik sermayeye ihtiyaç olduğuna dikkatleri çektiler.
Son yıllarda dünyada ortaya çıkan sosyal ve ekonomik krizlerin ardından küresel ekonomi çevreleri yeni finans modellerini tartışmaya başladılar. Çünküsosyal tarafı zayıf olan ekonomik modellerin şekillendirdiği ve yönettiği politikalar topluma ve çevreye yönelik büyük tahribatlara yol açmıştı.Küresel ölçekte yaşanan pandemi, yüksek enflasyon, jeopolitik çatışmalar ve iklim krizi, artan gelir eşitsizlik birçok krize neden olmuştu. Bu süreçte yalnızca piyasa merkezli finans sistemlerinin toplumun tüm kesimlerine ulaşamadığı daha net görülmeye başladı. Özellikle küçük çiftçiler, küçük işletmeler, dezavantajlı gruplar, kadın girişimciler, gençler ve kırsal nüfus geleneksel finans sisteminin dışında kaldılar ve büyük zarar gördüler ve görmeyede devam ediyor. Bu noktada kooperatif finans kuruluşları yeniden dünyanın gündemine gelmeye başladı. ICBA Başkanı Bhima Subrahmanyam'ın toplantıda işaret ettiği ve dikkatleri çektiği ifade gibi; "Sorulması gereken soru ekonomilerin nasıl büyüyeceği değil, bu büyümenin kimler için gerçekleşeceğidir." Bu yaklaşım ekonomi ve sosyal politka çevreleri ile kooperatifçiler tarafından çok iyi anlaşılması ve üzerinde durulması gereken bir husustur. Çünkü bu yaklaşım günümüz kalkınma anlayışının da özeti niteliğindedir.
Öncelikle bilinmesi gereken gerçek kooperatiflerin finansmanı farklı bir uygulama alanıdır. Kooperatifleri mevcut bankacılık sistemi içinde değerlendirmek doğru olmadığı gibi ilke ve değerlere aykırı, kooperatifleri engelleme yönelik bir politikadır. Bu alanda kooperatifçilik felsefesine sahip olmayan, özel sektör mantığı içinde yönetim tarzı tümüyle bizi bu felsefeden uzaklaştıran yaklaşımdır. Çünkü kooperatif finans kuruluşları klasik ticari bankalardan farklı çalışırlar ve çalışmak zorundadırlar. Bu kuruluşların amaçları yalnızca kâr değildir. Kooperatif finans kuruluşlarının asıl amacı ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak, yerel ekonomiyi güçlendirmek, üretimi desteklemek, finansal kapsayıcılığı artırmak, uzun vadeli istikrar sağlamaktır. Bu nedenle kooperatif finansı "insan odaklı finans" olarak tanımlanmaktadır. Bugün Avrupa'dan Kanada'ya, Hindistan'dan Japonya'dan Güney Kore'ye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kooperatif bankaları ve kredi birlikleri ortaklarına ve topluma hizmet vermektedir. Tarımın finansmanından, küçük esnaftan, küçük ölçekli sanayi yatırımlarından, dezavantajlı gruplara ve KOBİ yatırımlarına kadar geniş bir alanda ekonomik kalkınmanın temel aktörleri arasında yer almaktadırlar. Bu alanda kooperatif finans kuruluşları tarafından birçok finans modeli uygulanmaktadır.
ICA ile ICBA düzenlenen Newyork'ta BM binasında gerçekleştirilen bu toplantıda kooperatifçilik bankacılığı ve kooperatif kimliğini koruma çerçevesinde yeni gündem olan dijitalleşme konusu ele alınmıştır. Dijital dönüşüm ile ilgili yapay zekâ, dijital bankacılık, blockchain tabanlı finans sistemleri ve benzeri konular tartışılmıştır. Kooperatif finans kuruluşlarının da bu dönüşümün dışında kalamayacağı dile getirilmiştir. Dijital dönüşüm kullanırken kooperatif ilkelerinden taviz vermemesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. ICBA Başkanı Bhima Subrahmanyam ticari rekabet ile kooperatif kimliği arasındaki dengenin önümüzdeki dönemin en kritik konusu olacağını belirtmiştir. Teknolojinin yalnızca büyük sermayenin değil, küçük üreticilerin ve kooperatif ortaklarının da hizmetine sunulması gerektiğini ifade etmiştir.
Konuyu Türkiye açısından değerlendirdiğimizde ülkemizde yaklaşık 50 bin kooperatif ve üst kuruluş faaliyet göstermektedir. Buna rağmen kooperatiflerin en büyük sorunlarından biri finansmana erişimdir. Günümüzde birçok kooperatifimiz yeterli öz sermaye oluşturamamakta, uzun vadeli krediye ulaşamamakta, yatırım finansmanı sağlayamamakta ve uygun faizli kaynak bulamamaktadır. Daha kötüsü ticari bankalardan buldukları kooperatifler için gerçekte uygun şartlar taşımayan kaynaklar büyük riskler taşımaktadır. Ülkemizde kooperatiflere özel güçlü bir kooperatif bankacılığı sisteminin bulunmaması, kooperatiflerin büyümesini sınırlayan önemli bir eksiklik olarak karşımızda durmaktadır.
Avrupa, Amerika ve Asya'daki birçok ülkede kooperatif bankaları kooperatifleri finanse eden temel kuruluşlar arasında yer almaktadır. Bu ülkelerdeki deneyimler ülkemiz içinde önemli dersler çıkarılması gereken ve yol gösterici uygulamalardır.
Bu sempozyumdan çıkan sonuçlar Türkiye için önemli ve değerli bir yol haritası sunmaktadır. Ülkede kooperatiflerin finans sorunları dikkate alındığında uzun vadeli finansman mekanizmaları oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Kooperatif bankacılığı veya kooperatif yatırım fonları yeniden gündeme alınmalıdır. Dijital finans altyapısına kooperatifler de entegre edilmelidir. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren kooperatifler arasında finansal iş birlikleri geliştirilmelidir. En önemliside kamu politikalarında kooperatif finansı ayrı bir kalkınma aracı olarak değerlendirilmelidir. Sempozyum yalnızca kredi kooperatiflerini ilgilendirmemekte, örneğin Tarım Satış Koperatifleri, Tarımsal kalkınma Kooperatifleri, Tüketim kooperatifleri ve diğerleri açısından da önemli konulara işaret etmektedir. Dünya genelinde üreticinin gerektiği gibi değerlendirilmesi ve pazarlanması, tüketicilerin güvenilir gıdaya erişimi, yerel üretimin desteklenmesi ve uygun fiyatlı alışveriş imkânı giderek daha fazla önem kazanırken, kooperatiflerin ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet gücü büyük ölçüde finansman güçlerine bu kaynaklarına erişimlerine bağlıdır. Dolayısıyla kooperatif finansının güçlenmesi, her alanda faaliyet gösteren kooperatiflerinde daha rekabetçi ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacaktır.
Sempozyumda, kooperatif finans kuruluşlarının yalnızca finansal aktörler değil, aynı zamanda sosyal adaletin, kapsayıcı kalkınmanın ve demokratik ekonominin taşıyıcıları olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye açısından bu toplantı bizlere önemli mesajlar vermektedir. Öncelikle bugün en büyük sorunlardabiri olan kooperatiflerin sürdürülebilir büyümesi konusunda yalnızca iyi yönetişim ve güçlü ortaklık yapıları yetmemektedir. Kooperatifler için aynı zamanda erişilebilir ve kooperatif ilkelerine uygun finansman modellerine ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle kooperatiflerin küresel rekabette güç kazanabilmesi için kooperatif finans altyapısının geliştirilmesi artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Kooperatiflerin finansmanının en önemli faydasının ekonomik büyüme ile toplumsal faydayı bir araya getirmesidir. Bu yöndeki uygulama ve deneyimlerden yararlanarak kooperatifleri kalkınma politikalarının merkezine yerleştirecek yeni finansal vizyon oluşturulabilir. Kooperatifler için daha kapsayıcı, dirençli, adil ve güçlü bir ekonomik yapı kurulabilir.
Kaynak:ICA-ICBA.