İtalya, kooperatifçiliğin ekonomik ve sosyal yaşamın önemli unsurlarından biri haline geldiği ülkelerin başında geliyor. 140 yılı aşan kooperatifçilik geleneği; tüketimden tarıma, konuttan işçi kooperatiflerine, sosyal hizmetlerden enerji ve kültüre kadar çok geniş bir alana yayılmış durumdadır. Bu deneyim, kooperatifçiliğin yalnızca ekonomik bir işletme modeli olmadığını; toplumun değişen ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir sosyal ve ekonomik örgütlenme biçimi olduğunu da ortaya koyuyor.
Türkiyekoop'un“Dünya Kooperatiflerini Tanıyalım programı kapsamında gerçekleştirlençevrimiçi toplantı programı kapsamında 31 Ağustos 2026 günü ICA Yönetim Kurulu üyesi, İtalya'nın ve Avrupa'nın büyük kooperatifüst örgütleri arasında bulunan Legacoop'un Başkan yardımcısı ve Legacoop Lombardia'nın Başkanı Attilio Dadda ile Dr Erhan Ekmen'in moderatörlüğünde bir toplantı gerçekleştirlmiştir. Gerçekleştirlen çevrimiçi toplantıda Başkan Attilio İtalyan Kooperatifçilik hareketinin 140 yılı aşan tarihi ve Legacoop'un hakkında bilgiler vermiştir. Gerçekleştirilen çevrim içi toplantıda, İtalyan kooperatifçilik hareketinin tarihi, Legacoop'un örgütlenme modeli ve dünya kooperatifçiliğinin geleceği ele alındı.
Toplantıda İtalyan kooperatifçilik hareketinin en önemli aktörlerinden biri Legacoop olduğu vurgulandı. Yaklaşık 140 yıllık geçmişe sahip olan Legacoop, İtalya'nın en köklü ve en örgütlü kooperatif üst yapılarından biri olduğuna dikkat çekildi. Legacoop'un kuruluşu, ülkedeki siyasi partiler ve sendikal örgütlenmelerden de daha eski bir döneme uzanmaktadır. Legacoop çatısı altında farklı ekonomik ve toplumsal alanlarda faaliyet gösteren kooperatifler bulunmaktadır. Konut, işçi, tüketici, tarım, sosyal, enerji ve kültür kooperatifleri bu yapının başlıca çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Böylece İtalya'da kooperatifçilik, yalnızca belirli bir sektörün örgütlenme biçimi olmaktan çıkarak toplumun farklı kesimlerini kapsayan geniş bir ekonomik ve sosyal yapıya dönüşmüştür.
İtalyan deneyiminin dikkat çekici özelliklerinden biri de kooperatifçiliğin zaman içinde toplumun değişen ihtiyaçlarına göre kendisini yenileyebilmesidir. İlk dönemlerde tüketim kooperatifleri ön plana çıkarken, daha sonra perakendeciler, işçiler ve konut alanında yeni kooperatif modelleri geliştirilmiştir. İlerleyen dönemlerde ise sosyal, toplumsal, kültürel ve enerji alanlarında yeni kooperatifçilik biçimleri ortaya çıktımıştır.Bu çeşitlilik, kooperatifçiliğin değişen ekonomik koşullara ve toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlayabilen dinamik bir yapı olduğunu göstermektedir.
Bugün dünya kooperatifçilik hareketi önemli bir dönüşüm döneminden geçmektedir. İklim değişikliği, dijitalleşme ve yapay zekâ, kooperatiflerin faaliyet gösterdiği ekonomik ve sosyal çevreyi hızla değiştirmektedir. Bu gelişmeler yalnızca tehdit olarak görülmemelidir. Bu konuda Başkan Attilio Dadda özellikle dijital teknolojiler ve yapay zekâ, kooperatiflerin yeni hizmetler geliştirmesi, üyeler arasındaki iletişimi güçlendirmesi ve karar alma süreçlerine daha fazla katılım sağlaması açısından önemli fırsatlar yaratabileceğin değinmiştir. Burada temel mesele yalnızca teknolojiyi kullanmak değil, teknolojik dönüşümü kooperatifçilik ilkeleriyle uyumlu hale getirmek olduğunu belirtmiştir. Dijitalleşmenin insanı ve üyeyi merkeze alan kooperatifçilik anlayışını güçlendirecek biçimde kullanılması gerektiğini ifade etmiştir. Dijitalleşme ve yapay zekânın gençlerin ve kadınların kooperatif hareketine daha fazla katılımı açısından yeni imkânlar yaratabileceğine dikkat çekmiştir.
Kooperatif hareketinin geleceği açısından gençlerin ve kadınların daha fazla karar alma mekanizmalarında yer almasına değinmiştir. Kooperatifler, farklı kuşakların ve farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelmesine imkân sağlayan demokratik yapılar olduğunu açıklamıştır. Bu nedenle gençlerin dinamizmi ile deneyimli kuşakların birikiminin buluşturulması, kooperatiflerin gelecekte karşılaşacağı karmaşık sorunların çözümünde önemli bir avantaj sağlayabileceğini dile getirmiştir. Kadınların kooperatiflerde daha güçlü biçimde yer alması da yalnızca temsil açısından değil, ekonomik ve sosyal kalkınma bakımından önem taşıyor. Yeni teknolojiler, eğitim olanakları ve dijital iletişim araçları bu katılımın artırılması için yeni fırsatlar sunduğunu belirtmiştir.
İtalyan kooperatifçilik deneyiminin önemli mesajlarından biri, kooperatiflerin yalnızca ekonomik işletmeler olarak değerlendirilmemesi gerektiğidir.Kooperatifler; dayanışma, demokrasi, katılım ve sürdürülebilir kalkınma açısından da önemli işlevler üstlenebilir. Yerel ihtiyaçlara yerel çözümler üretirken aynı zamanda daha geniş bir toplumsal dayanışmanın parçası olabilirler.Bu yaklaşım, kooperatifçiliğin ekonomik krizler, iklim değişikliği, sosyal eşitsizlikler ve bölgesel kalkınma gibi küresel sorunların çözümünde daha etkin bir rol üstlenebilmesinin önünü açıyor.Kooperatiflerin tarih boyunca farklı toplumsal kesimler arasında diyalog ve köprü kurma kapasitesi de dikkat çekiyor. Bu nedenle kooperatifçilik yalnızca ekonomik kalkınma değil, aynı zamanda demokrasi ve barış kültürünün güçlendirilmesine katkı sunan bir model olarak değerlendiriliyor.
Dünya kooperatifçilik hareketinin önündeki temel hedeflerden biri, yerel deneyimleri küresel bir vizyonla buluşturabilmektir.Günümüzde iklim değişikliği, ekonomik krizler, teknolojik dönüşüm ve sosyal eşitsizlikler ülkelerin sınırlarını aşan sorunlar haline geldi. Kooperatiflerin de bu sorunlara yalnızca yerel ölçekte değil, küresel bir hareket olarak cevap üretmesi gerekiyor.Burada Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) önemli bir rol üstleniyor. Farklı ülkelerden ve farklı sektörlerden kooperatiflerin aynı çatı altında buluşması, deneyim paylaşımı ve ortak politikalar geliştirilmesi açısından uluslararası örgütlenme büyük önem taşıyor.Attilio Dadda'nın ICA Yönetim Kurulu'ndaki deneyimi de bu açıdan dikkat çekiyor. Dadda, İtalyan kooperatifçilik hareketinin uluslararası düzeydeki temsilcilerinden biri olarak ICA Yönetim Kurulu'nda görev yaparken farklı ülkelerdeki kooperatif hareketlerinin sorunlarını ve beklentilerini yakından izleme fırsatı buldu.Bu deneyim, Avrupa'nın güçlü kooperatifçilik gelenekleri ile dünyanın farklı bölgelerindeki kooperatiflerin ihtiyaçlarının aynı platformda buluşturulması açısından önem taşıyor.
Attilio Dadda'nın ICA Yönetim Kurulu üyeliği, İtalya'daki kooperatifçilik deneyiminin uluslararası kooperatif hareketiyle buluştuğu önemli bir alan oluşturuyor.Dadda'nın yaklaşımında kooperatiflerin yalnızca kendi ülkelerindeki sorunlara çözüm üretmesi değil, küresel kooperatif hareketinin ortak geleceğine katkı vermesi anlayışı öne çıkıyor. Bu bağlamda gençlerin ve kadınların katılımının artırılması, dijitalleşme ve yapay zekânın kooperatifçilik ilkeleriyle uyumlu kullanılması, sürdürülebilirlik ve uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi geleceğin temel gündemleri arasında yer alıyor.
ICA Yönetim Kurulu'ndaki görev, aynı zamanda farklı büyüklükteki kooperatiflerin seslerinin uluslararası düzeyde duyulması bakımından da önem taşıyor. Büyük ve güçlü kooperatiflerin yanı sıra küçük kooperatiflerin ve gelişmekte olan ülkelerdeki kooperatiflerin ihtiyaçlarının küresel karar alma süreçlerine yansıtılması, kooperatif hareketinin kapsayıcılığını güçlendirebilir.Bu nedenle ICA'daki temsil yalnızca bir yönetim görevi değil, farklı ülkelerdeki kooperatiflerin ortak değerlerini ve beklentilerini küresel düzeyde savunma sorumluluğu olarak da değerlendirilebilir.
İtalya ile Türkiye arasında kooperatifçilik alanında önemli iş birliği fırsatları bulunuyor. İki ülkenin Akdeniz coğrafyasındaki ortaklıkları; tarım ve gıda, turizm, kültür, arkeoloji, çevre, enerji, sürdürülebilirlik, gençler, kadınlar, eğitim ve dijitalleşme gibi alanlarda ortak çalışmalar geliştirilmesine imkân sağlayabilir.Özellikle kooperatiflerin deneyim paylaşımı, ortak projeler geliştirmesi ve uluslararası ağlara birlikte katılması, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da güçlendirebilir.İtalyan Legacoop deneyimi, Türkiye'deki kooperatifler açısından farklı sektörlerin güçlü üst örgütlenmeler aracılığıyla bir araya getirilmesi, kooperatiflerin ekonomik kapasitesinin artırılması ve sosyal amaçların ekonomik faaliyetlerle bütünleştirilmesi açısından önemli bir örnek oluşturuyor.Türkiye ile İtalya arasındaki kooperatifçilik ilişkilerinin geliştirilmesi, mevcut deneyimlerin paylaşılmasının ötesinde ortak projelere ve Akdeniz havzasında yeni bir kooperatifçilik dayanışmasına dönüşebilir.
İtalya'nın 140 yılı aşan kooperatifçilik deneyimi, kooperatiflerin zaman içerisinde nasıl değişebileceğini ve toplumun farklı ihtiyaçlarına nasıl cevap verebileceğini gösteren güçlü bir örnektir. Türkiye'de AB Projelerinde önemli paydaşlar arasında bulunan ve Türk Kooperatifçilere destek veren Legacoop ise bu deneyimin kurumsallaşmış yapılarından biri olarak kooperatifçiliğin farklı sektörlerde gelişmesine ve güçlü bir örgütlenme kültürünün oluşmasına katkı sağlamaktadır. Bugün kooperatifçilik yeni bir dönemin eşiğindedir. Legacoopo dünyada bu konuda en deneyimli ve kapasitesi yüksek kooperatif üst örgütlerinden biridir. Dünya gündemin ön planda yer alan iklim değişikliği, dijitalleşme, yapay zekâ, gençlerin ve kadınların daha fazla katılımı ve küresel işbirliği, kooperatifçilik hareketin geleceğini belirleyecek temel başlıklar arasındadır.
Bu süreçte İtalya'nın deneyimi Türkiye için önemli dersler içermektedir. Ancak asıl değer, deneyimleri yalnızca izlemek değil; onları ülkelerin kendi koşullarına uyarlayarak yeni iş birliklerine dönüştürebilmektir. Kooperatifçiliğin geleceği, yerelden küresele uzanan güçlü bir dayanışma ağının kurulmasında yatmaktadır. İtalya ve Türkiye arasındaki ilişkiler de bu anlayışla geliştirildiğinde, Akdeniz'den dünyaya uzanan yeni bir kooperatifçilik köprüsünün kurulmasına katkı sağlayabilecektir.
Ünal Örnek